Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)

crazy_frizzy

Şiir Sesli Şiir Video Aşk Hikayeleri Flash Animasyonlar

Yazılar arşiv 04.2008 Other entries in 2008-04 resimler , videolar

Ağlıyorsun - Şebnem Kısaparmak

Ağlıyorsun

Seni yağmalamışlar kuytularda korkuların nefes nefese

Yüreğinden bıçaklanan sevdalarda

Pişman mısın kendine düşman mısın?

Hep yanlış sevdalara çiçeklenmiş kuruyup savrulmuşsun

Hasretin çıldırıyor anılara gecelere sığmıyorsun

Şu soğuk duvarların dili olsa anlatsa neler çektiğini

Buz gibi yastıklara sarılıp da sabahı zor ettiğini

Ağlıyorsun...

Ağlıyor ağlıyorsun

Artık gülüp geçiyorsun aşklara inanmıyorsun

Yorgunsun biliyorum oysa birtek sözcük yeterdi anlatmaya

Saçların o elleri özlüyor

Çığlar yuvarlanıyor ömrünün uçurumlarında

O en saklı yerinde ağlayan kahkahalar hangi yasak umudun ihanetidir .

Birer birer kopartmışlar büyüttüğün çiçekleri

Anlıyor musun?

Yaprak döken gençliğinin satır aralarında

Altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğun başharflerisin

Şehirler uyurken boğazına sarılırken öfkeler

Bu gizli gülmelerin bu sessiz ağlamaların nedir anlamı

Sen hangi mevsimin yağmurusun

Ağlıyor musun?

Şebnem Kısaparmak

Uzun Boylu Mavi Gözlü Sarışın

Ewan 22 yasina o sene basmisti, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanin asaletini tasiyordu. 10 gün sonra Kore'deki bir savasa katilmak üzere Ingiltere'den ayrilacakti, hiç birseyden korkmuyordu ama duygusalligi nedeniyle, ülkesinden ayrilma fikri zor geliyordu ona.

"Holly'den olumlu cevap geldi ve mektuplar ardi arkasina yazilmaya baslandi.

Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha etkileniyor, yüreklerini birbirlerine biraz daha açiyorlardi.

2 sene bu sekilde geçip gitti. Ewan ve Holly birbirlerine belki binlerce mektup yazmis, her mektuptan ayri tatlar almislardi.

Ewan'in ülkeye geri dönme zamani gelmisti, son mektubunda Holly'i görmek istedigini yazdi.

"Ancak seni taniyabilmem için bana bir resmini gönder lütfen" diye ekledi. Holly bulusmayi kabul etti fakat resmi göndermedi. "Resmin ne önemi var ki? Bizi ilgilendiren kalplerimiz degil mi? Yakama kirmizi bir çiçek takacagim." dedi.

Günler birbirini kovaladi ve Ewan ülkeye döndü. Trenden indigi ilk anda gözleri Holly'i aradi. Bir müddet bakindi, sonra kalabaligin arasindan simdiye dek gördügü en güzel kadin belirdi.

Uzunboylu, çok güzel vücutlu, uzun sari saçli, masmavi iri gözleri ve mavi elbisesiyle muhtesem bir kadindi. Kadina dogru bir adim atti, ama yakasinda hiç birsey yoktu.

Kadin gözlerine bakti ve "Merhaba denizci, benimle gelmek ister misin?" diye sordu.

Tam o sirada güzel kadinin omuzunun üzerinden, yakasinda kirmizi çiçek olan kadini gördü.

Kisa boylu, sisman sayilacak kiloda, gri kisa saçli, tozlu uzun pardisesü ve kalin bilekleriyle öylece duruyordu. Ewan saskindi, az önce hayatinda gördügü en güzel kadindan bir teklif almisti ancak karsisinda da yüregine asik oldugu kadin duruyordu.

Kendini toparladi ve yanindan geçen dünyalar güzeli kadina aldirmadan ilerledi. Elinde Holly'le birbirlerini tanimalarini saglayan kitap vardi.

Elini uzatti, "Merhaba Holly" dedi gözlerinin içi gülerek. "Pardon" dedi kadin.

"Ben Holly degilim. Az önce buradan geçen sari saçli mavi elbiseli bayan yakama bu çiçegi takti ve bunun hayatinin sinavi oldugunu söyledi.

Sizi garin çikisindaki cafe'de bekliyormuş.

Üşüdükçe Uzuyor Gece

Üşüdükçe, uzuyor gece...

Sis çöküyor içime!..

Uzadıkça, üzüyor gece!..

Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı!..

Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında!..

Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım...

Korkuyorum;

İçime bakmaktan!

Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?..

Üşüdükçe, uzuyor gece...

Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben "bir" olurduk... Bir "bütün"lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil...

Az değildik bir iken; fazlaydık, ve yoğunduk... Çoğulduk, ve zengindik... Çoktuk bir ken!

Ya şimdi?..

Topluyorum,topluyorum,toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla...

Ben, bir... Ve bir de yalnızlığım, asla "iki" etmiyor!..

Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor... Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın!..

Toplanmaya çalışsam da olmuyor... Doksandokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor!..

Üşüyorum...

Üşüyor gece...

Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime!..

Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde!..

Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız...

Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi...

Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını!..

Adı var da her şeyin; ne deniyor olmadığın mevsime?..

Bilmiyorum...

Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki... Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim...